Danışanlarımın bireysel özelliklerini ve ihtiyaçlarını gözeterek, bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış psikoterapi yaklaşımlarını mesleki etik çerçevesinde yürütmekteyim.

Öykü Arıbaş

Çalışma Alanları

Bireysel Yetişkin Terapisi, bireylerin kişisel, duygusal ve zihinsel sağlıklarını desteklemek amacıyla yapılan bir terapi türüdür. Terapi sürecinde, bireyin bilişsel, duygusal ve davranışsal düzeyde yaşadığı zorluklar ele alınır.

Bireysel Ergen Terapisi, ergenlik dönemindeki gençlere yönelik bir terapi türüdür. Ergenlik; fiziksel, duygusal ve sosyal değişimlerle birlikte zorlu bir geçiş dönemidir ve gençlerin psikolojik ihtiyaçlarına dikkat etmek büyük önem taşır.
Çift terapisi, bir ilişki içindeki sorunları çözmek ve çiftlerin ilişkilerini güçlendirmek için kullanılan bir terapi türüdür. Bu terapi, iki partner arasındaki iletişimi güçlendirir, çatışma yönetimi becerilerini geliştirir.

Mutluluk sorunsuz bir yaşam değil,
onlarla başa çıkabilme yeteneğidir.
James Robert Brown

Klinik Psikolog Öykü Arıbaş

Sıkça Sorulan Sorular

Online terapi uzman psikologlar danışanların yüz yüze görüşme gerçekleştiremedikleri durumlarda internet üzerinden video aramaları aracılığı ile psikoterapi hizmetinin yapılmasıdır. Online psikoterapi özellikle 2020 yılında başlayan pandemi süreci ile birlikte önemli bir seçenek durumuna gelmiştir.
Online Terapi Nedir?

Online terapi, yüz yüze yapılan psikoterapinin internet üzerinden gerçekleştirilmesidir. Danışan ile terapist, genellikle güvenli video görüşme aracılığıyla bir araya gelir.

  • Terapi süreci, içerik ve yaklaşım olarak yüz yüze terapiden farklı değildir.
  • Danışanın bulunduğu yerden, internet bağlantısı sayesinde kolayca erişim sağlar.
  • Farklı şehirde ya da ülkede olan kişiler de terapiye katılabilir.

Online terapinin pek çok avantajı bulunmakla birlikte, etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Terapi sürecinin içeriği ve kullanılan yöntemler açısından fark bulunmamaktadır. Aradaki tek fark, görüşmelerin mekanıdır. Yüz yüze görüşmelerde aynı ortamda bir araya gelinirken, online terapide internet aracılığıyla görüntülü görüşme yapılır.

Kendinizi rahat hissedeceğiniz bir ortam seçmeniz, internet bağlantınızın güçlü olmasına dikkat etmeniz ve görüşme öncesi seans saatine hazırlık yapmanız yeterlidir. İlk görüşmede sürece dair sorularınızı terapistinize yöneltebilirsiniz.

Uzun süredir devam eden üzüntü, kaygı, öfke, boşluk hissi ya da yaşamdan keyif alamama durumlarında psikoterapiye başvurabilirsiniz. Günlük işlevselliğinizi (iş, okul, ilişkiler) etkileyen zorluklar, ilişkilerde tekrarlayan problemler, önemli yaşam değişiklikleri (kayıp, ayrılık, taşınma) ya da kendi çabalarınızın yeterli olmadığını hissettiğiniz noktalar da terapi için önemli işaretlerdir. Ayrıca sadece “sorun olduğunda” değil, kendinizi daha iyi tanımak ve içsel gelişiminiz için de terapi desteği alabilirsiniz.

Hayır. Terapiye başlamak için herhangi bir tanı almanız gerekmez. Psikoterapi yalnızca ruhsal hastalıkların tedavisi için değil; duygusal zorlanmalar, yaşam olayları, ilişki problemleri, kişisel gelişim ve kendini daha iyi tanıma gibi birçok farklı ihtiyaç için de başvurulabilen bir süreçtir.

Bir başka deyişle, “sorunum yeterince ciddi mi?” diye düşünmenize gerek yoktur. Kendinizi daha iyi hissetmek, yaşam kalitenizi artırmak ya da iç dünyanızı keşfetmek için de terapi desteği alabilirsiniz.

Klinik Psikolog Öykü Arıbaş

Yazılar & Makalelerim

Kaygı/Anksiyete Bozukluğu Nedir?

Kaygı Nedir?

Kaygı, endişeli bir zihin durumuna bazı fiziksel belirtilerin eşlik ettiği bir duygudur. Tıpkı diğer duygularımız gibi, kaygı da oldukça doğal bir duygudur ve her birey ara sıra kaygılanabilmektedir. Ancak, kaygının arttığı bazı durumlar, baş etmesi güç hale gelebilmekte ve günlük yaşam işlevselliğini etkileyebilmektedir. Kaygının birtakım bedensel, zihinsel ve davranışsal belirtileri vardır. Bu belirtiler yaşam kalitesini düşürebilmekte ve kaygı bozukluğu haline gelebilmektedir.

Kaygı Bozukluğu Nedir?

Belirli düzeyde kaygı yaşamak normal olduğu gibi aynı zamanda gereklidir. Kaygı, bireyi harekete geçirir. Örneğin, bir sınava hazırlanırken kaygı yaşamak sınava yeteri kadar hazırlanmamıza neden olabilir. Ancak kaygı (anksiyete) bozukluğu söz konusu olduğunda, gerginlik, endişe ve huzursuzluk yoğun biçimde görülmektedir.

Kaygı Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

Endişe verici düşüncelerin zihni sıklıkla meşgul ettiği kaygı bozukluklarına bazı fiziksel belirtiler de eşlik eder. Kalp atış hızında değişimler ve hızlı nefes alıp verme, mide rahatsızlıkları, terleme, uyku düzensizlikleri, odaklanma güçlüğü, beslenme düzeninde bozulma gibi belirtiler örnek gösterilebilir. Ayrıca, bedensel değişimlerin eşlik ettiği endişeli zihin hâli bireyi bazı durumlardan kaçınma davranışına yöneltebilir. Bu da kaygının davranışsal boyutudur. Örneğin, birey sosyal ortamlara girmekten kaçınabilir veya yeni deneyimleri kendini kapatabilir. Bu gibi durumlar, kişinin sosyal yaşamını ve ilişkilerini son derece olumsuz yönde etkiler.

Kaygı Bozukluğu Türleri Nelerdir?

Birden fazla kaygı bozukluğu türü vardır. Bunlardan biri veya birden fazlası aynı bireyde görülebilir.

Panik Bozukluk:

Tekrarlayan panik atakların görüldüğü ve başka atakların da geçirileceğine dair yoğun bir endişenin duyulduğu bozukluktur.

Agorafobi:

Agorafobi görülen bireylerde, kaygı yaşanacak anlarda yardım bulamamaya dair endişe duyma durumu söz konusudur. Bu endişe bireyin bazı yerlerde bulunmaktan kaçınmasına neden olur.

 

 

 

 

Özgül Fobi:

Özgül fobi ye sahip olan bireyler, belirli nesne, hayvan veya durum karşısında yoğun korku yaşama halidir. Bu korku yoğun bir düzeye ulaştığında, bu nesne, hayvan veya durumdan kaçınma davranışı görülür.

 

Sosyal Kaygı Bozukluğu:

Sosyal ortamlarda gözlenen yoğun endişe halidir. Topluluk içinde gerçekleştirilecek herhangi bir eylem kişiye yoğun şekilde endişelendirir.

Yaygın kaygı bozukluğu:

Yaygın kaygı bozukluğu söz konusu olduğunda pek çok konu endişe yaratabilir. Bazı bireyler neyin kaygı yarattığını bilirken bazıları bir neden bulamamaktadır. Yaygın kaygı bozukluğu toplumda %9 oranında görülmektedir.

Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu ve Psikolojik Destek

Anksiyete bozukluklarında bir başka bozukluk da eşlik edebilmektedir. Bazı durumlarda yalnızca psikoterapi, bazı durumlarda ise psikoterapi ve ilaç desteği birlikte kullanılmaktadır. Psikoterapilerle bireyin duygu, düşünce ve davranış örüntüsüne odaklanılarak kaygı karşısında baş etme becerileri geliştirmesine olanak sağlanır. Böylelikle bireyler, kaygı düzeylerini kontrol ederek yaşam kalitelerini arttırmış olurlar. Kaygı bozukluklarında, Bilişsel Davranışçı Terapilerin (BDT) son derece faydalı olduğu ortaya konmuştur. Birey, BDT sayesinde kaygıyı fark eder, tanır ve baş etme becerileri geliştirerek zamanla kendi kendine müdahale etmeyi öğrenir.

 

 

Zihnin Kendini Tekrar Etmesi: RUMİNASYON

Ruminasyon Nedir?

Ruminasyon olumsuz içerikli ve kişinin kendine dönük tekrarlayıcı ,003düşünceleridir. Yapılan çalışmalar, ruminasyonun bireyin duygusal hali üzerinde olumsuz etki yarattığını göstermektedir. Tekrar tekrar zihnini meşgul eden düşünceleri durdurma konusunda zorluk yaşanabilir. Bu zihin hali, kişinin şimdiki zamanı yaşamasını zorlaştırır. Tekrar eden olumsuz düşünceler, zihnin geçmiş ve gelecek arasında gidip gelmesine neden olur. Zaten yaşanmış olan deneyimlerin üzerinde fazlaca takılı kalmak fayda değil aksine zarar verir. Rumimasyon, kişinin psikolojik iyilik halini olumsuz etkileyebildiği gibi, iş yaşamını ve sosyal ilişkilerini de etkileyebilmektedir. Ayrıca ruminasyon kaygı düzeyinin artmasına da neden olabilmektedir.

 

 

Ruminasyonun Nedeni Nedir?

Ruminasyonun temelinde, düşünce hataları ve gerçekçi olmayan inançlar vardır. Kişi, düşünmeyi durduramadığı olaylara karşı objektif bakamaz, daha çok olumsuz taraflara ve sonuçlara odaklanır. Bu odaklanmanın nedeni ise, kişinin kendine dair geliştirdiği olumsuz inançlarıdır.

Bu olumsuz inançlara şunlar örnek gösterilebilir; başarısızım, hatalıyım, sevilmeye layık değilim. Başarısızlık inancına sahip bir birey, ortada bir hata varsa bunun kendinden kaynaklandığını düşünür ve durmadan yaptığı hata üzerine düşünmeye devam eder.

Ruminasyon ve Psikolojik Destek

Ruminasyon her yaştan bireyin yaşayabileceği bir durumdur. Psikolojik iyi halini olumsuz yönde etkiler ve bireyin zorlayıcı duygularla yaşamını sürdürmesine yol açar.

Tekrar eden düşünceler durdurulması zor bir hal aldıysa. Psikolojik destek almakta fayda vardır. Kişinin günlük yaşamını meşgul eden ruminasyon, işlevselliğini olumsuz etkileyerek yaşam kalitesini düşürür. Bu nedenle, ruminasyon söz konusu olduğunda psikoloğunuzdan destek almak son derece önemlidir.

Psikoterapiler sayesinde bireyin işlevsiz olumsuz inançlarını fark etmesi ve bunları gerçekçi olanlarla değiştirmesi sağlanır. Böylelikle kişinin ruminasyonları azalır ve bundan sonra yaşayacağı olaylar karşısında daha objektif yaklaşım sergileyebilir.

 

Psikoterapiye Ne Zaman Başvurmalıyım?

Günlük yaşamın getirdiği zorluklar, zaman zaman içinden çıkılması zor bir hal alabilmektedir. Bu zorluklar zamanla kişinin yaşamını pek çok yönden olumsuz etkileyebilmektedir. Bu noktada, psikolojik destek almak oldukça önem taşımaktadır.

Psikoterapi Nedir?

Psikoterapi, günlük yaşam stresi, çözümlenemeyen yaşam problemleri, ilişki veya davranış sorunları gibi pek çok alanda faydalı olmaktadır.

Psikoterapi, sanılanın aksine, yalnızca ruhsal bir bozukluğa sahip olanların başvuracağı değil, psikolojik iyilik halinin sağlanabilmesi için destek almayı hedefleyen herkese yöneliktir. Bireylerin yaşamlarına dair farkındalık kazanmaları, problemleri ve problemlerin yaşamlarına etkilerini gözlemleyebilmeleri ve o problemlere dair baş etme becerileri geliştirebilmeleri hedeflenmektedir. Her birey biriciktir ve her bireyin psikoterapi süreci de kendine hastır. Bu nedenle, psikoterapide kullanılan methodlar farklılık göstermektedir.

Psikoterapi süreci planlanırken, danışan ve psikoterapist, danışanın psikolojik ihtiyaçlarını gözeterek bir yol haritası çizmektedir.

 

 

Bir Şeylerin Yolunda Gitmediğini Nasıl Anlarım?

Yaşamlarımızda zorlukların var olması, insan olmanın bir parçasıdır. Zaman zaman sorunlarla karşılaşabilir, o sorunlar karşısında çaresiz hissedebiliriz. Önemli olan, o sorunların var olduğunu görebilmek ve sorunlar üzerinde çalışmak için çaba gösterebilmektir.

Bir problem karşısında, desteğe ihtiyacınız olup olmadığı konusunda kararsızsanız şu birkaç soruyu kendinize sormanız faydalı olacaktır:

Karşılaştığınız problem zihninizi sıklıkla meşgul ediyorsa,

Devam eden mutsuzluk haliniz varsa,

Günlük işlerinizi yürütmekte zorluklar yaşıyorsanız,

Sonlanmayan bir endişe ve her şeyin kötüye gideceğine dair inancınız sizi zorluyorsa,

Değersizlik, güvensizlik hisleriniz yaşamınızı etkiliyorsa,

İlişkilerinizde çözüme kavuşmayan sorunlar yaşıyorsanız,

Travmatik bir olayın etkileriyle baş etmekte güçlük çekiyorsanız

Çeşitli bağımlılık türleriyle mücadele ediyorsanız

Olumsuz sonuçlara yol açan davranışlar sergiliyorsanız psikolojik destek almanız faydalı olabilir.

 

FOBİLER: ÖZGÜL FOBİ

Fobi Nedir?

Fobi, yoğun korku duyulan duruma verilen genel bir addır. Klinik psikolojide kaygı bozukluklarından biri olan özgül fobi ise, özgül bir durum veya nesne karşısında kaçınma davranışını ortaya çıkaran veya yüksek kaygı duyulmasına neden olan ani, aşırı veya mantıksız bir korku anlamına gelmektedir.

En sık görülen fobiler; hayvanlar, yükseklik, kan, uçak seyahati, kapalı kalmak ve gök gürültüsüdür. Özgül fobisi olan bireyler korkulan durumla karşılaştıklarında aşırı tepki verirler. Bu nedenle, korkulan şeyle karşılaşmaktan kaçınırlar ve çoğu zaman karşılaşma kaygısı yaşarlar.

Fobi ile Korku Arasındaki Fark Nedir?

Korku, çevreden gelen bir tehdite karşı verdiğimiz duygusal tepkidir. Korkunun somut ve mantıklı bir nedeni vardır. Fobilerde ise verilen tepki ve fobi nesnesi arasında bir orantısızlık vardır. Fobi, normalde korkulması beklenmeyen duruma karşı verilen aşırı tepkidir. Çoğu zaman kişi, bu aşırılığın farkındadır ancak tepkilerini kontrol edemez.

Özgül Fobi Türleri

Literatürde isimlendirilmiş pek çok fobi türü vardır. Fobi her şeye karşı gelişebilir. Sıklıkla görülen fobiler 5 kategoride toplanmıştır. Bunlar:

  • Hayvan: Örümcek, yılan, köpek, kedi, fare, kuş, böcek gibi hayvanlar.
  • Doğal çevre: Yükseklik, gök gürültüsü, karanlık gibi durumlar.
  • Kan-Enjeksiyon-Yaralanma: Kan verme, iğne görme, ameliyat izleme gibi durumlar.
  • Durumsal: Kapalı alanda kalmak, uçakla seyahat etmek, araba kullanmak, tünelde bulunmak, kalabalık alanda olmak gibi durumlar.
  • Diğer tür: kostüm giymiş insanlar, kusma, yüksek ses gibi başka türlü durumlar.

Fobi Belirtileri Nelerdir?

Korkulan durum veya nesne ile karşılaşıldığında anksiyete belirtileri ortaya çıkar. Bunlar; kalp çarpıntısı, nefes darlığı, titreme, terleme gibi fizyolojik belirtilerdir. Ayrıca, fobisi olan bireyler, korkulan duruma dair gerçekte olduğundan daha fazla tehlike içerdiğine dair düşüncelere sahiptir. Bu düşünceler, korkulan durumla karşı karşıya kaldıklarında zarar göreceklerine inanmalarına neden olur. Özgül fobisi olan birey, korktuğu şeyle karşılaşma ihtimali olan her durumdan kaçınır. Bu da fobi ve kaçınma arasında bir döngünün sürdürülmesine neden olur.

Fobiler Neden Olur?

Fobilerin neden ortaya çıktığı ile ilgili birden fazla açıklama vardır. Aynı fobi türünde bile nedenler birbirinden farklılık gösterebilir. Özellikle çocukluk veya ergenlik döneminde korku duyulan durumla bir deneyim varsa, fobi haline gelmiş olabilir. Ancak kişinin bir özgül fobisinin olması, her zaman o durumla geçmişte bir deneyimi olduğu anlamına gelmez. Veya fobi çocukluk döneminde korktuğu gözlenen birinin model alınması ile oluşmuş olabilir. Bazen de kişinin fobiden tamamen farklı bir duruma dair yaşadığı kaygı hali, bir fobiye yönlenmiş olabilir. Fobilerin ortaya çıkışında genetiğin de etkili olabileceğine dair görüşler mevcuttur.

 

 

Fobi ve Psikoterapi

Fobi, kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Özellikle korkulan şeyle günlük yaşamda karşılaşma ihtimali yüksekse, işlevselliğini daha fazla etkilemektedir. Fobiler konusunda Bilişsel Davranışçı Terapilerin güçlü bir etkililiğe sahip olduğu gözlemlenmektedir. Bu nedenle, fobisi olan bireylerde psikoterapi alanların yüksek oranda değişim gösterdiği bilinmektedir.

 

DUYGULARI BASTIRMAK

Tüm insanlar, gün içinde birden fazla duygu deneyimler. Düşüncelerimizin şekillendirdiği bu duygular, davranışlarımız üzerinde etkiye sahiptir. Bazı insanlar için duygulara temas etmek zorlayıcı olabilir. Duygularını tanımakta ve ifade etmekte zorlanan kişiler zaman içinde kendi duygularından git gide uzaklaşabilir.

Duygular Neden Bastırılır?

Bir duygunun yok sayılması, o duyguyu ortadan kaldırmaz. Aksine, o duyguyu yaşamaktan daha fazla etkiye sebep olabilir. Her bir duygunun insan için bir işlevi vardır. Duygular, çeşitli şekillerde kategorize edilse de içlerinde yaşamamamız gereken bir duygu yoktur. Genellikle duygular, ‘iyi’ ve ‘kötü’ olarak etiketlenebilir ancak sizi zorlayan bir duygunun varlığı o duyguyu kötü yapmaz.

Duygularını ifade etmekte zorlanan kişilerin çocukluk dönemi yaşantılarına baktığımızda, ailesi tarafından yargılayıcı bir tutum sergilenmiş olabilir. Yani, özellikle zor ve güçlü duygular karşısında eleştirilmiş, cezalandırılmış veya yok sayılmış olabilir. Eğer bu duyguları yaşaması için alan açılmamış, desteklenmemiş bir çocukluk dönemi geçirdiyse, yetişkinlikte bu duygularla bağı kopmuş bir yaşam sürüyor olabilir.

Ayrıca, yetişkin yaşamında duygularını gösterdiği zaman reddedileceği veya kabul görmeyeceğine dair endişe duyuyor olabilir. Bu endişesi, onu duygularını açma konusunda geri adım atmasına sebep oluyor olabilir.

Bir başka açıdan baktığımızda, duygularını reddeden ebeveynlere sahip bireylerin duygularını tanımakta zorluk yaşadığını görebiliriz. Eğer ebeveynleri, zorlayıcı duygulardan kaçan ve duygularını ifade etmeyen bireylerse, bu çocuklar duygularını tanımakta zorluk çekebilirler.

Duyguları Bastırmak Nelere Yol Açabilir?

Bir duygu bastırıldığı zaman ortadan kaybolmaz. Ancak, psikolojik ve fiziksel belirtiler eşliğinde kendini gösterir. Bu noktada, kişinin kendinde ortaya çıkan değişimleri fark etmesi, kendine dair farkındalığını geliştirmesi önem taşımaktadır. Çünkü bu sayede, kendinde nelerin yolunda gitmediğine dair işaretleri yakalayabilir.

Duyguların bastırılması kişinin kendini bir şeylerle meşgul etmesiyle sonuçlanabilir. Kişi, zorlayıcı bir duyguyla baş edebilmek için bir başka meşguliyet bularak odağını değiştirmeye çalışabilir. Bunu farkında olarak veya olmayarak yapabilir. Ayrıca, duyguları bastırmak, bağımlılık gelişmesi açısından da bir risk faktörüdür. Bir baş etme yolu olarak bağımlılık yapıcı bir şeye (alkol, madde, alışveriş, kumar, bilgisayar oyunu…) yönelebilir.

Bastırılmış Duyguların Ortaya Çıkarabileceği Belirtiler

Duyguların bastırılması pek çok sorunla gün yüzüne çıkabilir. Bu sorunlar, fiziksel, zihinsel, davranışsal ve duygusal olabilir.

Uyku problemleri, sindirim sorunları, mide rahatsızlıkları, iştahta artma veya azalma, yorgunluk gibi fiziksel belirtiler ortaya çıkabilir.

Öfke hali, keyifsizlik, unutkanlık, odaklanamama, aşırı sakinlik ve stres gibi zihinsel ve duygusal belirtiler olabilir.

Yakın ilişkiler kurmakta güçlük çekmek, bir başkasının duygularını ifade ettiği sırada rahatsız hissetmek, sosyalleşmekten uzak durmak, empati güçlüğü, alkol ve uyuşturucu kullanımı gibi davranışsal belirtileri ortaya çıkabilir.

Bastırılmış Duygular ile Ne Yapılabilir?

Duyguları rahatça yaşayabilmek hem bedeniniz için hem de psikolojik sağlığınız için oldukça önemlidir. Bugüne kadar bunu yapmak size zor gelmiş, hatta duygularınızı bastırdığınızı fark etmemiş bile olabilirsiniz. Ancak, duygularınızı ifade edemediğinizi fark ettiyseniz, içinde kalmakta zorlandığınız duygular varsa, ilişkilerinizde veya yaşamınızın herhangi bir alanında bunların size sorun yarattığını gördüyseniz destek almanın vakti gelmiş olabilir. Terapiye başlamak bu konuda atabileceğiniz en önemli adımdır. Terapiler yoluyla duyguları tanımaya ve anlamlandırmaya alan açabilirsiniz.

 

 

DUYGUSAL YEME

Duygusal yeme (emotional eating), zorlayıcı duygulara karşılık olarak gelişen psikolojik temelli bir normalden fazla yeme eğilimidir. Bu eğilim, zamanla bir yeme bozukluğuna da dönüşebilmektedir.

Beslenme ve Psikolojik İyilik Hali

Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımlamasına göre, sağlık yalnızca hastalığın olmaması hali değil, insanın zihinsel, fizyolojik ve sosyal açıdan tam bir iyilik hali içinde olması şeklinde belirtilmiştir.

Benzer şekilde beden ve zihin, bireyin iyilik halinin sağlanması söz konusu olduğunda bir bütün gibi çalıştığı düşünülmelidir. Psikolojik iyilik hali için, bireyin zihinsel süreçleri kadar beslenme gibi günlük rutinlerinin düzenlenmesi konusu da oldukça önemlidir.

Beslenme ve psikolojik iyilik hali arasındaki ilişki çift yönlüdür. Yani, bireyin beslenme düzeni psikolojik halini etkilerken, psikolojik durumu da beslenme düzeni üzerinde etkili olmaktadır. Özellikle bireylerin öfke, stres gibi zorlayıcı duygularla karşı karşıya kaldıklarında artan veya azalan yiyecek tüketimi, beslenme ve psikoloji arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır.

Duygusal Yeme Nedir?

Duygusal yeme, zorlayıcı duygulara karşı ortaya çıkan aşırı yeme eğilimi olarak tanımlanmaktadır. Kaygı, depresyon, yalnızlık gibi duygusal değişim içeren süreçlerde normalden daha fazla yeme isteği sonucu ortaya çıkabilir. Ayrıca bazı çalışmalar göstermektedir ki, yeme bozukluğu ile mücadele eden bireylerde duyguların bastırılması yaygın görülmektedir.

Duygusal yeme, herhangi bir fizyolojik açlık olmaksızın, bir duygulanım sonucu gerçekleşen yeme davranışıdır. Burada duygusal açlık söz konusudur. Duygusal açlık, aniden başlayan bir yeme atağı gibi düşünülebilir.

Duygusal Yeme Neden Ortaya Çıkar?

Duygusal yeme, bireyin deneyimlediği zorlayıcı duyguyu yatıştırma görevi görüyor olabilir. Burada, yemek yemenin bir çeşit duygu düzenleme biçimi olduğu varsayılabilir. Ancak bu bir uyumsuz duygu düzenleme stratejisidir. İkinci olarak, zorlayıcı duyguların yeme davranışını tetikliyor olması nedeniyle duygusal yeme ortaya çıkıyor olabilir.

Duygusal Yeme ve Psikolojik Destek

Bireyin sahip olduğu uyumsuz duygu düzenleme stratejileri, işlevsel olanlara dönüştürülerek duygu düzenleme becerisinin geliştirilmesi sağlanmaktadır.

Psikoterapilerde, duygusal yemede etkili olabilecek faktörlerden olumsuz inançlar, düşük benlik saygısı, bozulmuş beden imajı ve uyumsuz duygu düzenleme stratejisi konuları üzerinde Bilişsel Davranışçı Terapiler (BDT) ve Diyalektik Davranış Terapisi (DDT) fayda sağlayan yöntemlerdendir.

Kaynaklar

Beyhan, Y., & Taş, V. (2019). Mental sağlık ve beslenme. Zeugma Health Res1(1), 30-35.

İnalkaç, S., & Arslantaş, H. (2018). Duygusal yeme. Arşiv Kaynak Tarama Dergisi27(1), 70-82.

Bize Ulaşın

İletişim Formu

İletişim Bilgileri
Mesai saatleri dışında yandaki form ile bizlere ulaşabilirsiniz.
Bu formu göndererek Gizlilik Politikamızı kabul etmiş olursunuz. Optimum, planlama veya pazarlama amaçları için e-posta veya telefon yoluyla sizinle iletişime geçebilir.