Sınav Kaygısı Nedir?
Sınav kaygısı, bireyin akademik performansını, sınavdaki başarısını ve günlük yaşam işlevselliğini olumsuz yönde etkileyen bir kaygı türüdür. Sınav kaygısı, yalnızca sınav anında değil, sınav öncesi dönemde de kendini göstermektedir.
Sınav öncesi dönemde belirli bir düzeyde kaygılanıyor olmak oldukça doğaldır. Özellikle sınavların, bireyin kariyer planlaması ve gelecek hedefleri üzerinde etkili olduğu düşünülürse kaygının var olması normaldir. Çünkü kaygı, bireyi harekete geçirme görevi üstlenmektedir. Birey karşılaşacağı duruma dair kaygı duyarak harekete geçmekte ve o duruma karşı hazırlık yapmaya başlamaktadır.
Sınav kaygısı, bireyin motivasyonunu olumsuz yönde etkiler hale geldiyse normal düzeyini aştığı anlamına gelmektedir. Ayrıca, huzursuzluk hissetme, öz güvende azalma, depresif duygularda artış, ani öfke patlamaları, kaçınma davranışları ve ders çalışmaya dair isteksizlikle beraber düşen performans da kaygının artık baş edilemez hale geldiğini göstermektedir.
Sınav Kaygısı Belirtileri Nelerdir?
Sınav kaygısının bireye türlü etkileri vardır. Herkes sınav kaygısını farklı deneyimlemektedir.
Bedensel belirtiler: Mide bulantısı, sindirim sistemi sorunları, el ve ayaklarda titreme, nefes almada güçlük, düzensiz kalp atışları, yorgunluk, yeme sorunları, karın ağrısı gibi belirtileri olabilir.
Duygusal belirtiler: Huzursuzluk hissi, panik hali, tedirginlik, ani öfkelenmeler, depresif hisler, öz güvende azalma, umutsuzluk hissetme gibi duygular yoğun olabilir.
Bilişsel Belirtiler: Odaklanma güçlüğü, hafıza sorunları, düşünceleri organize edememe, problem çözme becerisinde azalma gibi problemler görülebilir.
Davranışsal belirtiler: Sosyal ortamlardan uzaklaşma, sınava/deneme sınavlarına girmekten kaçınma, ders çalışmaktan kaçınma, okuldan uzaklaşma, sınav hakkında konuşmaktan kaçınma, yaptığı yanlışlara bakmaktan kaçınma gibi davranışlar görülebilir.
Sınav Kaygısı Kimlerde Görülür?
Sınav kaygısı, sınava girecek her yaştan her bireyde görülebilir. Özellikle lise döneminde ergenlik çağındaki öğrencilerde sıklıkla görülmektedir. Ergenlik çağı bireylerinde daha sık görülme nedeni, yetişkinliğe adım adım yaklaşıyor olmanın, artan beklentilerle beraber gelecek planlama döneminde olmanın etkisi büyüktür.
Sınav Kaygısının Nedenleri Nelerdir?
Sınav kaygısı, genellikle gerçek dışı olumsuz düşünce sistemlerinden kaynaklanmaktadır. Bireyin sınava yüklediği olumsuz anlamlar kaygı düzeyini etkilemektedir.
“Başarısızım” “Çalışsam da başaramam” “Yapamayacağım” “Kazanamayacağım” “Yetersizim” “Sınava çalışmak için geç kaldım” gibi gerçekçi olmayan olumsuz düşünceler sınava yönelik kaygının oluşmasına neden olmaktadır.
Sınava girecek birey eğer ailesi veya çevresi tarafından baskı hissediyor veya beklentileri karşılama endişesi duyuyorsa, sınav kaygısı yaşaması mümkün olmaktadır. Burada bireyin algıladığı baskı şiddeti önem taşımaktadır. Aileler ne kadar baskı yapmadığını düşünebilseler de, algılanan beklenti ve baskı düzeyi önemli rol oynamaktadır.
Mükemmelliyetçi eğilime sahip olan bireyler sıklıkla sınav kaygısı yaşayabilmektedir. Bu bireylerin standartları yüksek ve hata yapma toleransları oldukça düşüktür. Bu nedenle sınava dair yüksek beklentileri kaygı düzeylerinin artmasına neden olabilmektedir.
Sınava hazırlanan birey eğer kendine özel çalışma stratejileri geliştirememiş ve ders yükünün altında kalmışsa, performansı düşmekte ve kaygı düzeyi yükselmektedir. Her bireyin sınava yönelik ihtiyacı birbirinden farklıdır ve önemli olan bireye özgü bir çalışma planı geliştirmektir.
Sınav Kaygısı ile Başa Çıkma Yolları Nelerdir?
Sınav kaygısı ile başa çıkabilmek için ilk önce kaygıyı tanımak gerekmektedir. Kaygının ardında hangi düşünce sistemleri olduğu fark edilmeli ve tetikleyicileri bulunmalıdır.
Kaygı ile baş ederken, bedeni ve zihni rahatlatan gevşeme egzersizlerinden faydalanılabilir. Sınav öncesi dönemde ve sınav anında yoğunlaşan duygular ve kaygı ile baş edebilmek için duygu düzenleme stratejileri geliştirilmeli, bireye özgü çalışma planı oluşturulmalıdır.
Unutulmamalıdır ki, stres yönetimi ve duygu düzenleme becerisi gelişmemişse, kaygı yoğun yaşanıyorsa, sınava yönelik akademik çalışmalar yeterli olsa bile, performans olumsuz etkilenebilmektedir.
Sınav kaygısı yaşayan öğrenciler, kaygılarıyla baş etmekte güçlük çekiyor, duygularını nasıl yönetebilecekleri hakkında desteğe ihtiyaç duyuyorlarsa, profesyonel yardım almaları, bu süreci psikoterapi ile desteklenmeleri oldukça önemlidir.
DİKKAT DAĞINIKLIĞI
Dikkat dağınıklığı, dikkati yapılması gereken iş üzerine getirememe ve iş üzerinde dikkat sürekliliği sağlayamama durumudur. Günümüzde fazla uyarana maruz kalmanın bir sonucu olarak dikkat dağınıklığı yaşayan insanların sayısı oldukça fazladır. Dikkat dağınıklığı çocuklarda ve yetişkinlerde görülmektedir.
Dikkat Dağınıklığı Nedir?
Dikkati toparlayamama ve sürdürememe zaman zaman herkesin yaşayabildiği bir durumdur. Dikkat dağınıklığının, bireyin yaşamına pek çok etkisi olabilmektedir. Bu etkiler zamanla kişinin günlük yaşam işlevselliğini düşürdüğünde müdahale edilmesi önemlidir.
Dikkat dağınıklığı ve dikkat eksikliği birbirinden farklı alanlarda kullanılır. Dikkat eksikliği, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) için kullanılır. DEHB kroniktir ve müdahale edilmesi gerekir. DEHB’te dikkati etkileyen unsurlar ortadan kaldırılsa bile devam etmektedir. Dikkat dağınıklığı ise dönemlik bir problemdir. Dikkat dağınıklığı söz konusu olduğunda dikkati geliştirmek mümkündür.
Problemin bir dikkat dağınıklığı durumu mu yoksa dikkat eksikliği mi olduğuna karar veremiyorsanız, bir uzmandan destek almak faydalı olacaktır. Yapılacak dikkat testi ve uzman değerlendirmesi ile bu soru işareti ortadan kaldırılabilir.
Dikkat Dağınıklığı Belirtileri Nelerdir?
Bir iş üzerinde uzun zaman dikkati sürdürememe.
Odaklanmakta güçlük çektiği için işlere başlayamama ve erteleme.
Dış çevreden gelen uyarılarla dikkatin çabucak dağılması.
Hafıza problemleri yaşama.
Herhangi bir metni okumakta zorluk çekme.
Birden fazla eylemi aynı anda yapmaya çalışma ve verimsiz iş bitirme.
Dikkat Dağınıklığına Neden Olan Faktörler Nelerdir?
Dikkat dağınıklığına neden olabilecek faktörler kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Bu durumu en çok etkileyen faktörlerden birisi, internet ve sosyal medyadır. Gün içinde alınan sayısız bildirim dikkatin dağılmasına neden olabilmekte ve kontrolsüz ekran kullanımı da dikkat dağınıklığına sebep olabilmektedir.
Aynı anda birden fazla iş üzerinde çalışmak da dikkat dağınıklığına sebep olabilmektedir. Bu durum, bireyin iş üzerindeki verimliliğini düşürmektedir.
Odaklanmayı engelleyecek faktörlere maruz kalmak, bireyin dikkatini toparlamasını zorlaştırmaktadır. Bu faktörler, ses, sıcaklık, ışık, düzen gibi ortama ait faktörler olabileceği gibi, bireye ait de olabilir. Bireye ait faktörler, yorgunluk, uykusuzluk, açlık, stres, kaygı, zihin karışıklığı olabilir.
Dikkat dağınıklığına neden olabilecek faktörlerden bir diğeri, yapılacak iş üzerinde bilgi ve deneyim eksikliğinin olmasıdır. Eğer birey, deneyimsiz olduğu bir konuda odaklanmakta zorlanıyorsa, başarısız olmaktan veya hata yapmaktan endişeleniyor olabilir.
Bireyin olumsuz düşünceleri de dikkat dağınıklığına neden olabilir. Dikkatini vermesi gereken duruma dair olumsuz düşüncelere sahipse, o durum üzerinde dikkatini sürdüremeyebilir. İşin gereksiz olduğunu düşünmek, faydasız olduğunu düşünmek, başarısız olacağını düşünmek, can sıkıcı olduğunu düşünmek gibi…
Dikkat Geliştirilebilir Mi?
Dikkati geliştirmek, odaklanmayı iyileştirmek mümkündür. Bunu sağlamak için ilk adım, dikkatin dağılmasına neden olan faktörleri keşfetmek olacaktır. Bu faktörlere dair farkındalık sağlandıktan sonra, üzerinde çalışmalar yapılabilir.
Psikoterapi desteği ile dikkati iyileştirmek mümkündür. Bu konuda çeşitli psikoterapi ekollerinden fayda sağlanmaktadır. Örneğin, Bilişsel Davranışçı Terapi dikkat dağınıklığı konusunda oldukça işlevseldir. Süreç içinde kişiye özgü bir planlama yapılarak, bireyin günlük yaşamında dikkat dağınıklığına neden olan faktörlerine yönelik, dikkatini geliştirmesi sağlanabilir.