Kaygı Nedir?
Kaygı, endişeli bir zihin durumuna bazı fiziksel belirtilerin eşlik ettiği bir duygudur. Tıpkı diğer duygularımız gibi, kaygı da oldukça doğal bir duygudur ve her birey ara sıra kaygılanabilmektedir. Ancak, kaygının arttığı bazı durumlar, baş etmesi güç hale gelebilmekte ve günlük yaşam işlevselliğini etkileyebilmektedir. Kaygının birtakım bedensel, zihinsel ve davranışsal belirtileri vardır. Bu belirtiler yaşam kalitesini düşürebilmekte ve kaygı bozukluğu haline gelebilmektedir.
Kaygı Bozukluğu Nedir?
Belirli düzeyde kaygı yaşamak normal olduğu gibi aynı zamanda gereklidir. Kaygı, bireyi harekete geçirir. Örneğin, bir sınava hazırlanırken kaygı yaşamak sınava yeteri kadar hazırlanmamıza neden olabilir. Ancak kaygı (anksiyete) bozukluğu söz konusu olduğunda, gerginlik, endişe ve huzursuzluk yoğun biçimde görülmektedir.
Kaygı Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?
Endişe verici düşüncelerin zihni sıklıkla meşgul ettiği kaygı bozukluklarına bazı fiziksel belirtiler de eşlik eder. Kalp atış hızında değişimler ve hızlı nefes alıp verme, mide rahatsızlıkları, terleme, uyku düzensizlikleri, odaklanma güçlüğü, beslenme düzeninde bozulma gibi belirtiler örnek gösterilebilir. Ayrıca, bedensel değişimlerin eşlik ettiği endişeli zihin hâli bireyi bazı durumlardan kaçınma davranışına yöneltebilir. Bu da kaygının davranışsal boyutudur. Örneğin, birey sosyal ortamlara girmekten kaçınabilir veya yeni deneyimleri kendini kapatabilir. Bu gibi durumlar, kişinin sosyal yaşamını ve ilişkilerini son derece olumsuz yönde etkiler.
Kaygı Bozukluğu Türleri Nelerdir?
Birden fazla kaygı bozukluğu türü vardır. Bunlardan biri veya birden fazlası aynı bireyde görülebilir.
Panik Bozukluk:
Tekrarlayan panik atakların görüldüğü ve başka atakların da geçirileceğine dair yoğun bir endişenin duyulduğu bozukluktur.
Agorafobi:
Agorafobi görülen bireylerde, kaygı yaşanacak anlarda yardım bulamamaya dair endişe duyma durumu söz konusudur. Bu endişe bireyin bazı yerlerde bulunmaktan kaçınmasına neden olur.
Özgül Fobi:
Özgül fobi ye sahip olan bireyler, belirli nesne, hayvan veya durum karşısında yoğun korku yaşama halidir. Bu korku yoğun bir düzeye ulaştığında, bu nesne, hayvan veya durumdan kaçınma davranışı görülür.
Sosyal Kaygı Bozukluğu:
Sosyal ortamlarda gözlenen yoğun endişe halidir. Topluluk içinde gerçekleştirilecek herhangi bir eylem kişiye yoğun şekilde endişelendirir.
Yaygın kaygı bozukluğu:
Yaygın kaygı bozukluğu söz konusu olduğunda pek çok konu endişe yaratabilir. Bazı bireyler neyin kaygı yarattığını bilirken bazıları bir neden bulamamaktadır. Yaygın kaygı bozukluğu toplumda %9 oranında görülmektedir.
Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu ve Psikolojik Destek
Anksiyete bozukluklarında bir başka bozukluk da eşlik edebilmektedir. Bazı durumlarda yalnızca psikoterapi, bazı durumlarda ise psikoterapi ve ilaç desteği birlikte kullanılmaktadır. Psikoterapilerle bireyin duygu, düşünce ve davranış örüntüsüne odaklanılarak kaygı karşısında baş etme becerileri geliştirmesine olanak sağlanır. Böylelikle bireyler, kaygı düzeylerini kontrol ederek yaşam kalitelerini arttırmış olurlar. Kaygı bozukluklarında, Bilişsel Davranışçı Terapilerin (BDT) son derece faydalı olduğu ortaya konmuştur. Birey, BDT sayesinde kaygıyı fark eder, tanır ve baş etme becerileri geliştirerek zamanla kendi kendine müdahale etmeyi öğrenir.
Zihnin Kendini Tekrar Etmesi: RUMİNASYON
Ruminasyon Nedir?
Ruminasyon olumsuz içerikli ve kişinin kendine dönük tekrarlayıcı ,003düşünceleridir. Yapılan çalışmalar, ruminasyonun bireyin duygusal hali üzerinde olumsuz etki yarattığını göstermektedir. Tekrar tekrar zihnini meşgul eden düşünceleri durdurma konusunda zorluk yaşanabilir. Bu zihin hali, kişinin şimdiki zamanı yaşamasını zorlaştırır. Tekrar eden olumsuz düşünceler, zihnin geçmiş ve gelecek arasında gidip gelmesine neden olur. Zaten yaşanmış olan deneyimlerin üzerinde fazlaca takılı kalmak fayda değil aksine zarar verir. Rumimasyon, kişinin psikolojik iyilik halini olumsuz etkileyebildiği gibi, iş yaşamını ve sosyal ilişkilerini de etkileyebilmektedir. Ayrıca ruminasyon kaygı düzeyinin artmasına da neden olabilmektedir.
Ruminasyonun Nedeni Nedir?
Ruminasyonun temelinde, düşünce hataları ve gerçekçi olmayan inançlar vardır. Kişi, düşünmeyi durduramadığı olaylara karşı objektif bakamaz, daha çok olumsuz taraflara ve sonuçlara odaklanır. Bu odaklanmanın nedeni ise, kişinin kendine dair geliştirdiği olumsuz inançlarıdır.
Bu olumsuz inançlara şunlar örnek gösterilebilir; başarısızım, hatalıyım, sevilmeye layık değilim. Başarısızlık inancına sahip bir birey, ortada bir hata varsa bunun kendinden kaynaklandığını düşünür ve durmadan yaptığı hata üzerine düşünmeye devam eder.
Ruminasyon ve Psikolojik Destek
Ruminasyon her yaştan bireyin yaşayabileceği bir durumdur. Psikolojik iyi halini olumsuz yönde etkiler ve bireyin zorlayıcı duygularla yaşamını sürdürmesine yol açar.
Tekrar eden düşünceler durdurulması zor bir hal aldıysa. Psikolojik destek almakta fayda vardır. Kişinin günlük yaşamını meşgul eden ruminasyon, işlevselliğini olumsuz etkileyerek yaşam kalitesini düşürür. Bu nedenle, ruminasyon söz konusu olduğunda psikoloğunuzdan destek almak son derece önemlidir.
Psikoterapiler sayesinde bireyin işlevsiz olumsuz inançlarını fark etmesi ve bunları gerçekçi olanlarla değiştirmesi sağlanır. Böylelikle kişinin ruminasyonları azalır ve bundan sonra yaşayacağı olaylar karşısında daha objektif yaklaşım sergileyebilir.
Psikoterapiye Ne Zaman Başvurmalıyım?
Günlük yaşamın getirdiği zorluklar, zaman zaman içinden çıkılması zor bir hal alabilmektedir. Bu zorluklar zamanla kişinin yaşamını pek çok yönden olumsuz etkileyebilmektedir. Bu noktada, psikolojik destek almak oldukça önem taşımaktadır.
Psikoterapi Nedir?
Psikoterapi, günlük yaşam stresi, çözümlenemeyen yaşam problemleri, ilişki veya davranış sorunları gibi pek çok alanda faydalı olmaktadır.
Psikoterapi, sanılanın aksine, yalnızca ruhsal bir bozukluğa sahip olanların başvuracağı değil, psikolojik iyilik halinin sağlanabilmesi için destek almayı hedefleyen herkese yöneliktir. Bireylerin yaşamlarına dair farkındalık kazanmaları, problemleri ve problemlerin yaşamlarına etkilerini gözlemleyebilmeleri ve o problemlere dair baş etme becerileri geliştirebilmeleri hedeflenmektedir. Her birey biriciktir ve her bireyin psikoterapi süreci de kendine hastır. Bu nedenle, psikoterapide kullanılan methodlar farklılık göstermektedir.
Psikoterapi süreci planlanırken, danışan ve psikoterapist, danışanın psikolojik ihtiyaçlarını gözeterek bir yol haritası çizmektedir.
Bir Şeylerin Yolunda Gitmediğini Nasıl Anlarım?
Yaşamlarımızda zorlukların var olması, insan olmanın bir parçasıdır. Zaman zaman sorunlarla karşılaşabilir, o sorunlar karşısında çaresiz hissedebiliriz. Önemli olan, o sorunların var olduğunu görebilmek ve sorunlar üzerinde çalışmak için çaba gösterebilmektir.
Bir problem karşısında, desteğe ihtiyacınız olup olmadığı konusunda kararsızsanız şu birkaç soruyu kendinize sormanız faydalı olacaktır:
Karşılaştığınız problem zihninizi sıklıkla meşgul ediyorsa,
Devam eden mutsuzluk haliniz varsa,
Günlük işlerinizi yürütmekte zorluklar yaşıyorsanız,
Sonlanmayan bir endişe ve her şeyin kötüye gideceğine dair inancınız sizi zorluyorsa,
Değersizlik, güvensizlik hisleriniz yaşamınızı etkiliyorsa,
İlişkilerinizde çözüme kavuşmayan sorunlar yaşıyorsanız,
Travmatik bir olayın etkileriyle baş etmekte güçlük çekiyorsanız
Çeşitli bağımlılık türleriyle mücadele ediyorsanız
Olumsuz sonuçlara yol açan davranışlar sergiliyorsanız psikolojik destek almanız faydalı olabilir.